30 Aralık 2016 Cuma

Ondan Bundan || 2016 Yılında Okuduğum En İyi 5 Kitap

Eveetttt bir yılı daha arkamızda bırakıp, yeni bir 365' e hazırlanıyoruz. Yeni kitaplar alıp, yeni kitaplar okuduğumuz bol kitaplı ve bol bol barış bulunduran huzurlu bir yıl geçirmeniz dileğiyle hemen yazıma başlıyorum:




Bu yıl listemi en azından zamanında yayınlayabildiğim için .çok mutluyum. (Bu arada çerçeveye yazdığım yazı yanlış olmuş şu an fark ediyorum yaa ingilizceyi katlederek bitiriyorum yılımı :) )
Hemen listemdeki kitaplar hakkında kısaca görüş belirteyim:


(sıralama önemli değildir!!)

1. Son Söz Aşkın - Julia Quinn
 Evet Julia Quinn zaten sürekli adını duyduğum ve merak ettiğim bir yazardı ama hiç kitabını okumamıştım. Ki Son Söz Aşk kitabını elime alıp, arkasını okuyup aşık olana kadar. Arkadaşlar en kısa zamanda zaten yorumunu da yayınlicam ama siz beni beklemeden de direkt bulduğunuz yerde alın, okuyun bu kitabı. Beğenme garantisi benden ;)



2. İşgalci - Melissa Landers
Zaten ilk kitabı olan Yabancı yı yorumlayıp, çok beğendiğimi ifade etmiştim. Ama yazar kesinlikle beni bu devam kitabında da şaşırtmayıp kendine hayran bıraktı diyebilirim. Kurgudaki başarısını ikiye katlayıp, işin içine gizem de getirmiş bu kitapta benden söylemesi ;)



3. İskoçyalı' nın Kollarında
Adından da anlaşıldığı üzere benim tarihi aşk kurgularında en sevdiğim millet olan canım İskoçlardan bir kitap daha... Zaten yüksek bir beklentiyle okumaya başlamıştım ama beklenti bu kadar mı karşılanır. Kesinlikle en çok güldüğüm tarihi aşklardan hatta direk romanlardan biri. Bu kitabın ana erkek karakteri bana azıcık, miniminnacık soğuk gelsede, ana karakter olan Mairin ve yaz karakterler kesinlikle bunu telafi etmede oldukça başarılı. Daha hala okuyamamış olsam da serinin diğer kitaplarını bile öneririm o kadar yani ;)

27 Aralık 2016 Salı

Kitap Tanıtım/Yorum || Bıçak Sırtı (Mara Dyer Trilogy # 2) - Michelle Hodkin

Evettt okumak için resmen gün sayıp sonunda da okuduğum Michelle nin ikinci kitabı Bıçak Sırtı hakkındaki yorumlarıma hemen başlıyorum...

Baskı Tarihi: Eylül 2015
Sayfa Sayısı: 488 
Orijinal Adı: The Evolution of Mara Dyer 
Çeviri: Dilan Toplu 
Yayınevi: Pegasus Yayınları 
Kitabın Türü: Roman, Edebiyat, Korku-Gerilim


Mara Dyer bir zamanlar geçmişinden kaçabileceğini sanıyordu. Ama kaçamayacaktı. Sorunları kendi kafasında yarattığını düşünüyordu. Ama yanılıyordu. Yaşadığı onca şeyden sonra, sevdiği çocuğun artık sır saklayamayacağına inanıyordu. Ama aldanıyordu. Gerçekler ortaya çıkmaya ve seçimler ölümcül sonuçlar doğurmaya başladığında Mara bu karmaşadan aklını yitirmeden çıkmayı başarabilecek mi?

"Okuyucular hikâyenin gerçekçi ve muhteşem kahramanlarıyla kendinden geçecek, doğaüstü kurgusuna kendilerini kaptıracaklar."
-School Library Journal-

"Mara'nın ürpertici ve etkileyici hikâyesi bağımlılık yapıyor. Aynı zamanda şaşırtıcı derecede romantik ve karmaşık. Hodkin paranormal gençlik romanını tamamen kendine özgü bir seviyeye taşımış."
-Romantic Times-

"Yazarlığa yeni adım atan Hodkin tutkulu aşk hikâyesini paranormal gizemle bir araya getirerek okuyuculara yine ters köşe yaptırıyor. Okurlar, ilk kitaptaki gibi, psikologların sözlerine inanıp Mara'nın akıl sağlığından şüpheye düşecek, Noah'nın gerçek niyetini sorgulayacak ve serinin son kitabını dört gözle bekleyecek." 
-Booklist-

"Serinin bu ikinci kitabı, ilk kitapta ortaya çıkan bazı soruları yanıtlarken, okuyucuyu yepyeni sorular ve merak uyandırıcı bir sonla baş başa bırakıyor." 
-VOYA-

"Bu heyecanlı devam kitabında Hodkin okurlarını son sayfaya kadar merak içinde bırakarak entrika ve aldatmaca yüklü bir hikâye sunuyor. Hayranları yazarın ilk kitapta yarattığı dünyaya geri dönmenin coşkusuyla sonunu görmek için sabırsızlanacaklar."
-Children's Literature, Veronica Bartles-


Efendim öncelikle küçük yazarımız kendini bu kitapta kendini geliştirmiş mi yoksa iyice dibe mi vurmuş bundan bahsedeyim biraz. Bence Michelle kendini bu kitapta geliştirmemiş, çağ atlatmış ya resmen. Öncelikle bunun için yazarı buradan alkış yağmuruna tutuyorum...  

Sürekli olarak betimlemeye doyurma kısımları vardı ki bu çok tatmin edici olmuş bence, başka efsanevi kitaplardan yardım alınmış alıntılar ve içeriklerine değinilmiş olup, ilk kitaptaki gibi anlatım ve olay bakımdan da hiç masraftan kaçınmamış. O kadar çok gerilim dolu sahneler ve o kadar çok tuhaf olaylar oluşturmuş ki ben bittiğinde bittiğine inanamadım. Hazır anlatım kısmına değinmişken şunu da belirteyim kitapta en çok sevdiğim noktalardan biri de hafif çatlak kızımız Mara nın söyledikleriyle düşündükleri şeyler arasındaki tezatlık ve ne derse içinden onu yalanlayacak şeyler düşünüyor ki bu da insanı ayrı bir havaya sokuyor.... 
Kitapta dikkatimi çeken bir şey bi kısımda Mara af dilemek, izin istemekten daha kolaydır diye düşünüyor ve bu bana Hush Hush serisinin 3. kitabı Sessizlik te Patch in de aynı cümleyi kurduğunu hatırlattı direkt ve gülümseten bir faktör oldu benim için. Ayrıca kitapta okul da yaşanan bir kabus gibi olaylar vardı ki bu da Hush Hush ın ilk kitabıyla neredeyse aynıydı sadece daha mutsuz sonlu hali ama demek istediğim belli ki yazarımız da benim gibi Hush Hush ın büyüsünden çıkamamışlardan:):). İlk kitapta Mara ve Noah ın betimlemeleri çok yetersizdi ama bu kitapta onları avucumun içi gibi biliyorum artık dedirtti yazar, kutlarım onu:)

İçeriği kurcalarsak şöyle ki: birinci kitap kafamızda milyon soru bırakarak bitmişti ama bu kitap onların %95 ini cevaplayıp, yeni sorular oluşturarak bitiyor ki bu da yeni bir meraktan delirme durumuna yol açıyor. Mara nın anlatımı neden bilmiyorum ama bana bu türün genel anlatımından daha doğal ve olması gereken gibi geliyor. Belki de sebebi Mara insanlardan sakladığı şeyleri genelde iç dünyasında hapsediyor ve bunu da yalnızca okur biliyordur bu  olabilir :) Bunun dışında Noah bence bu kitapta resmen ayaklı gizemdi. Ben kitabın sonlarına kadar belki de bu çocuğun aslında kötü tarafta oynayıp, kızı kandırdığını düşündüm ama buna sebep olan sadece Noah ın gizemli davranışları değil, Mara nın ona gözü kapalı güvenmesiydi. Ama ne yapsın yavrucak ona inanan ve aynı durumda olan tek kişi Noah dı. Ayrıca Noah gibi ne diyeceğini, ne yapacağını çok iyi bilen, okuru heyecanlandıran karakterlere herkes güvenir. Zaten sonradan anlaşıldı ki Noah ın derdi meğerse kendini hissettiği hiçlik ve masumane aşkına engel olan durumlarmış ki ben o zaman kendi kendime dedim:  " Ya senin gibisi de mi var dünyada?? "

Noah yı -mümkün değil tabii ama- bir kenara bırakacak olursak, ilk kitap pimi şekilmiş bir bomba gibi bitmişti hatırlarsanız ve bu bomba tam olarak bu kitapta patladı bence. Jude yaşıyor inanabilir şey değil yaa. Bu kitapta sonlara kadar kendini göstermeden, uzaktan uzaktan baya bir varlığını hissettiren Jude gerçekten
de çok zekice hareket eden bir şekilde işlenmişti. Bunun yanında Jude un varlığını bir tek Noah ya bahsedebildiği için - çünkü ailesi ve herkes onu öldü diye biliyor ve bu durumda Mara yı deli gibi gösteriyor - biraz köşeye sıkışmışlık durumu vardı.

22 Aralık 2016 Perşembe

Duyuru ­­|| Bir Hayalperest : Gittim ve Döndüm -Geçen Zamanda Yazmak İstediklerimin Özeti-

Evet değerli okuyucular Hobbit 'ten esinlenerek atmış olduğum başlıktan da anlaşılacağı  üzere, sınavlar ve tercihler karmaşasından yeni azat oldum ve yorgunluk kahvemi içtikten sonra soluğu burada aldım. (Tamam belki bu kahveyi biraz fazla uzatarak içmiş olabilirim :p ) Kitaplarıma daha erken kavuştum ama artık fark etmeye başladım ki; kitap okumanın tadı, okuduktan sonra blog da paylaşacağın yorumun heyecanıyla birleşince apayrı oluyormuş. Ama neyse ki bu hasret bitti ve ben döndüm. Ama bu ayrılık sürecindeyken yazamadığım kursağımda kalan yazılar ve alışverişler vardı ben de onlar için bugünün hazırlığı olarak fotoğraflar çekmiştim. İsterseniz kısa başlıklar ve kısa içerikler halinde, benim gözümün kaldığı olayları paylaşalım -biraz liste kabarık olabilir ama bunu geçen zamanın bir özeti olarak düşünün ve sizde geçmişinizi hatırlamaya bakın- :














1. STARWARS Çılgınlığı
Eh, sınav seneme böyle bir film koymak mı? Güç Benimle Olsun ! Tabi tüm dünyayı sallayan bu çılgınlıktan bende kısmen nasibimi aldım ve lisanslı harika defterlerime kavuştum.


2. Defter Alışverişleri
Sınava hazırlanan her zavallı insan gibi benimde kırtasiyeler uğrak yerim olmuştu. Eee kırtasiyeye gidip de defterlere bakmamak olmazdı tabii. Ve güzel bulup, aldığım birkaç not defterini yukarıdaki fotoğraflarda görebilirsiniz. Ayrıca tabi aldığım iki defterde D&R dan alınmış olup, bunlardan bir tanesi Twilight defteri (sonunda kavuştum), bir diğeri de eskitilmiş bir tarzı olan saman kağıdından yapılı bir defter. Eh kim ne derse desin, defterler kitapların kardeşidir.


3. KAV Zamanı - 7
Okuyamasamda elbette duramayıp, aldığım kitaplar oldu (aldıklarım sadece bunlar değil daha sonrada bir-iki kitap alışverişi yaptım onu ayrı yazacağım) ama bu sene hiç kitapçılardan gidip bir kitap almadım -biri belki- ve arkadaşlar, aldığım kitapların hepsini en az % 40, en fazla % 70-75 indirimle aldım ve hepside birinci el, tertemiz. Size başka birgün en sevilen yayınevlerinin kitaplarını en uygun nerede bulabileceğinize dair bir yazı da yazacağım (Pegasus hariç. O yayınevinin uygun fiyata satış yaptığı bir evren yok maalesef) .
Evet aldığım bu kitapların yorumlarını da en kısa sürede sizlerle buluşturacağım :)









4. Batman vs. Superman
Maalesef bu akımdan elim boş döndüm. Ama yine de bu film de yine 'sınav senesine konmaması gerekenler' listesine rahatça girdi. Bir ara dünya nın genel sorusu şu oldu: Batman mi, Superman mi? Ya bunun bende ki cevabı açık: fantastik seven biri olarak elbette Superman -her ne kadar çevremdekiler Batman deyip dursalarda- . Belki bir gün bizim buraya da uçar ve bana der ki: "Hayalperest, buradakiler Batman derken, sen beni savundun. Haydi birlikte Kripton a, çiğköfte yemeye gidelim" ;D



19 Ekim 2016 Çarşamba

Duyuru || 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı

.
.
.
12.11.2016
.
.
.



Tatatatammmm ......

Evet biliyorum uzzzzuuunnnnnn zamandır yoktum ama söz en yakın zamanda (elimden geldiğince) size geniş kapsamlı bir özet geçeceğim...
Baktım kitap bayramı yaklaşıyor eh artık bunu bir blogda yazayım dedim iyi de yapmışım. (evet blogger artık kendini tasdikliyor *o* )

Ayy bu yıl maalesef okuldan ötürü İstanbul dışında olan zavallı hayalperestiniz ben şu anda Tüyap a gidememe korkusu ile yaşıyor ama olsun bu benim Tüyap yazısı yazmama engel olabilir mi? Tabiki hayır. Ben yine de Tüyap ile ilgili haberleri değerlendirmeleri bu yıl da yapacağım. Bu senede büyük yazarlar, yabancı ülkeler ve inşallah büyük indirimlerle geçecektir bayramımız. Düşündükçe bile bana bir heyecan basıyor aslında ya Tüyap ruhu gerçekten de ayrı bir kafa bence. Hiçbir şey almasan bile seni elin boş göndermez kitap fuarı. Bak şimdi gene heyecanlandım <3<3<3 


Neyse ben erkenden duyurumu yaptım sizler de listelerinizi oluşturun derim diğer hayalperestler :) Umarım herkes beklentisinin üstünde geçirir bayramını....





...Bugün de hayatınızda bol bol hayaller ve kitaplar olması dileğiyle...





!!!Eğer bu yazıyı birkitapolsam.blogspot.com dışında herhangi bir yerde okuyorsan emeğim iznim olmadan (ç)alınmış, kopyalanmış demektir!!!


20 Mayıs 2016 Cuma

Duyuru || 1. Yılımız :)

Sevgili takipçiler tam bir yıl önce bu blog da "Temiz Bir Başlangıç Gibisi Yok" diye başlıklı bir yazı yazarak bu blogun ilk yazısını yazmıştım ve şimdi o yazının üstünden bir yıl geçti.Ve Bir Hayalperestin Kütüphanesi resmen 1 yılını doldurdu.Bu bir yılda fazla ilgilenemedim çünkü üniversite sınavına hazırlanıyorum ama sınav sonrası dönüşüm muhteşem olacak... :) Umarım nice güzel yıllar geçiririz...
Ve bu 1 yıl boyunca blogumuzu takip eden veya uğramış olan herkese teşekkürlerimi sunarım.Bir sonraki yılımda bunu bir çekilişle kutlayabiliriz umarım :):):)





Bu yazıyı "birkitapolsam.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!




14 Nisan 2016 Perşembe

Kitap Tanıtım/Yorum || Vampir Akademisi (Vampire Academy Serisi # 1) - Richelle Mead

İlk iki kitabının filmi çekilmiş olup, dünyaca sevilen bir seri olan Vampir Akademisi Serisi ne ben de başlayayım dedim ve işte ilk kitabın yorumu:

Kitabın Adı: Vampir Akademisi

Alt Başlık: Vampire Academy Serisi 1

Yazar: Richelle Mead
Baskı Tarihi: Haziran 2013
Sayfa Sayısı: 376
Kitabın Türü: RomanFantastikEdebiyat
Orijinal Adı: Vampire Academy
Çeviri: Yelis Üslü
Dil: Türkçe
Yayınevi: Artemis Yayınları



Lissa Dragomir, bir Moroi prensesi: 
Sihir dünyasıyla arasında kopmaz bir bağ olan ölümlü bir vampir. Vampirlerin en vahşisi ve en tehlikelisi, ölümsüz Strigoi'lerden her daim korunması gerek.

Lissa'nın en yakın arkadaşı Rose Hathaway'in damarlarında akan insan ve vampir kanının güçlü karışımı onu bir Dhampir yapıyor. Ve Rose kendini, arkadaşı Lissa'yı -genç kızı içlerinden biri yapmayı kafaya koymuş Strigoi'lerden- koruduğu 
tehlikeli bir hayata adamış.

Rose ve Lissa, iki yıl süren kaçak özgürlüklerinin ardından yakalanıyor ve Montana ormanlarının derinliklerine gizlenmiş Aziz Vladimir Akademi'sine sürükleniyor. Rose, Dhampir eğitimine devam edecek. Lissa da zaten elit Moroi toplumunun Kraliçe'si... Ve iki kız, Akademi'de yine birçok kalp kıracak.
Lissa ve Rose'un Aziz Vladimir'den kaçmasına sebep olan korkuydu. Evet, çünkü Akademi'nin demir kapıları ardındaki hayat, akıl almayacak kadar tehlikeli. Moroi'ler iğrenç ayinler düzenliyor ve onların bu gizli kapaklı doğası ve gece aşkı, sosyal karmaşalarla dolu enigmatik bir dünya yaratıyor. 
Rose ve Lissa, bu tehlikeli ortamda kendi yönlerini bulmak, yasak aşkın cazibesine karşı koymak ve Strigoi'lerin Lissa'yı sonsuza dek kendilerinden birine dönüştürmesine fırsat vermemek için sürekli savunmada kalmak zorunda! 


Yorumum: 

Öncelikle ben karakterleri bir tuhaf buldum ve Rose u çok sevdim. Hem çok eğlenceli, komik ve akıllı bir kız bence ama en çok da hoşuma giden yaşına uygun bir dampir kız olması (bu kurduğum en tuhaf cümlelerden biri). Lisa ise içine kapanık, güzel, fedakar klasik bir karakterdi. Entrikalarla dolu bir okul da cabası :D Kitabın eğlenceli bir tarafı da vardı kabul, ayrıca yazar kendine özgü bir vampir hiyerarşisi yaratmıştı ve başta anlamak zor da olsa alıştıkça belli bir mantığı da var. Bu arada bizim Rose 'un baba tarafının Türk olduğunu da söylemiş miydim? Evet tuhaf gelen bir gerçek ama imkansız değil. Başrol oğlanları ben çıkçası daha çok sevdim daha ilginçlerdi. Rus, içine kapanık ama  değişik bir adam olan Dimitri' yi halkın aksine ben sevemedim fazla. Yaşlı, uzun saçlı ve sıkıcıydı bence; ama onun aksine Mason -akıllı, eğlenceli, fedekar, sevimli ve en önemlisi de genç -bana kendini sevdiren bir karakterdi. Ama gelin görün ki Rose Dimitri hayran kulübünün en çatlak üyesi :D N'olmuş yani Dimitri daha çekici ve karizmaysa, Mason da eğlenceli ve Rose a körü körüne aşık -zavallıcık- . Diğer bir erkek karakter olan Christian ise benim en beğendiğim karakterdi açıkçası. Gizemli, acı bir geçmişe sahip olan, hiçbir şeyi ciddiye almayan, kedine has bir albenisi olan ve en önemlisi de kötü çocuk tarzındaki iyi adam rolünü üstlenmiş. Üstelik o da genç .Tamam bu genç olma klişesini daha fazla uzatmayacağım ^_^ .

13 Nisan 2016 Çarşamba

Duyuru || Blog Artık Facebook da :):)

Arkadaşlar sınavdan dolayı uzunnnnn süredir yoktum biliyorum ama dayanamayıp kısa bir mola verdim ve canım blogumun şöyle bir tozunu sileyim dedim :):)
Malum blog işlerinde Facebook gayet işe yarayan bir araç ve ben de dedim ki o zaman Bir Hayalperestin Kütüphanesi nin neyi eksik, ben de bir hesap açayım ve sevgili takipçilerimle oradan da bağlantı kurabileyim. (Tabi bu kadar gaza gelmeden yaşadım bunları:D:D:D )
İşte blogun resmi Facebook hesabı takip etmeyi ihmal etmeyin :):):):):):):):)






Bugün de hayatınızda bol bol hayaller ve kitaplar olması dileğiyle...


Bu yazıyı "birkitapolsam.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!



14 Şubat 2016 Pazar

MİM || Yayınevleri

Arkadaşlar uzun zamandır mimlenme olaylarından uzaktaydım ama sağ olsun Kitap Avcısı beni çok hoş bir konuya mimlemiş. Buradan ona teşekkürlerimi sunup; başlıyorum cevaplandırmaya ...


 1. En sevdiğiniz yayınevi hangisi?

= Benim en sevdiğim yayınevi: daha çok yeni olmasına rağmen çok iyi kitaplar çıkaran ve tasarımlarıyla müthiş bir iş çıkaran GO! Kitap diyorum :):)




2. Bu yayınevinden okuduğunuz bir kitabı kısaca yorumlayın.

= Benim en sevdiğim kitap GO! ya ait olan; Tatlı Şeytan (Wendy Higgins). Nefilleri konu alan bu kitap bence oldukça yaratıcı ve eğlenceli bir kitaptı. Özellikle ana karakterler olan Anna ve Kaidan ikilisi okura hemen kendini sevdiriyor :):):) (Kitap yorumum için tıklayın:) )

3. Bu yayınevinden okuduğunuz bir kitapta bir söz yazın.


"Gerçekler insanın canını yalanlardan çok daha fazla acıtabilir."



4.Yazarın başka okuduğunuz veya önerdiğiniz bir kitabı var mı?
Varsa, adı ne?


12 Şubat 2016 Cuma

Ondan Bundan || Yakında Yorumu Gelecek Olan Kitaplar...

Arkadaşlar sınava hazırlandığım için geciken yorumlarım var ama yakın zamanda halledeceğim. İşte o kitapların listesi:




- Bıçak Sırtı - Michelle Hodkin
- Kalp Hırsızı - Virginia Henley
- Katharine Ashe - Hovarda
- Maya Banks - İskoçya lının Kollarında
- Maya Banks - Sürgün
- Vampir Akademisi - Richelle Mead


Takipte kalın....



Bugün de hayatınızda bol bol hayaller ve kitaplar olması dileğiyle...


Bu yazıyı "birkitapolsam.blogspot.com" dışında herhangi bir blog/forum/internet sitesinde okuyorsanız, şahsımın bilgisi dışında ÇALINMIŞ DEMEKTİR!!!



4 Şubat 2016 Perşembe

Kitap Tanıtım/Yorum || Gazap (Highland Guard # 3) - Monica McCarty


Kitap Adı: Gazap
Alt Başlık: Highland Guard Serisi 3
Yazar: Monica McCarty
Baskı Tarihi: Şubat 2014
Sayfa Sayısı: 496
Kitabın Türü: Roman, Aşk, Tarih, Edebiyat
Orijinal Adı: The Ranger
Çeviri: Gönenç İnal
Dil: Türkçe
Yayınevi: Koridor Yayıncılık


Üstün keşif becerilerinden dolayı kralın gözde ordusuna seçilerek düşman cephesine sızan Arthur Campbell, bir sonraki adımı için emir beklemektedir. Adeta bir gölge gibi hareket ederken, babasını öldüren liderin klanına karşı yüreği intikam ateşiyle yanıp tutuşmaktadır. Ancak düşman cephesinin tam kalbinde karşısına beklenmedik bir engel çıkar. Gizli kapaklı işleri aydınlatmadaki becerisiyle ondan aşağı kalır yanı olmayan, efsanevi güzelliğiyle Anna MacDougall.

Babasının kuvvetlerine yeni katılan bu sert görünüşlü, yakışıklı adamdan etkilenen Anna, onun kendisine karşı kararlı bir tavırla kayıtsız kalışını bir meydan okuma olarak kabul etmeye hazırdır. Savaşın bir an önce bitmesini dileyen Anna, sevebileceği iyi bir adamla sakin bir hayat paylaşma hayalleri kurarken, onu gözleriyle kendine çeken ancak sözleriyle uzaklara iten bu esrarengiz şövalyeye gönlünü kaptırır. Fakat tehlike, yalan dolan ve ufukta görünen savaş, ikisini birbirlerinin tutkularını ve sırlarını öğrenmeye sürükleyince, adeta çelikten bir vücuda sahip bu savaşçı bir seçim yapmak zorunda kalır: Aşk mı? Yoksa intikam mı?

Yorumum:

Sezgileriyle ve düşman bölgesinde ajanlık yaptığı için karakterini merak ettiğim bir savaşçı olan Arthur Campbell 'i - nam-ı diğer İzci- ele alan bu kitap açıkçası beni aşırı heyecanlandırmadı.  Aslında kitabı yine tek solukta okuyup, beğendim; ama bu üçüncü kitap ikinci kitabın gölgesinde kalmıştı biraz bence. Ama ben sebebin başrol karakterlerle alakalı olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki tüm İskoç Muhafız Alayı üyelerini aralarındaki  muhabbetten ve seçilmiş kişiler olduğundan seviyorum ama bazıları ben de daha bir ayrı yer edinmiş durumda. İşte bunlardan biri ikinci kitabın başrolü olan Şahin lakaplı olan Erik MacSorley di, aşırı komik ve sevilen  bir denizcinin hikayesi de ilgimi çok çekmişti. Arthur ona kıyasla daha gizemli ve sakin biri olduğu için daha az ilgimi çekti. Ama aslında Arthur un da bence herkesten gizlediği sakladığı bir çocuk tarafı vardı ve bu mutsuzluğu ve yalnızlığı kendine yaşama şekli olarak seçmiş olan genç savaşçının bile içini açtığı anlar olabiliyormuş.

Monica anlatımında hiç eksik bir şey bırakmamış sağolsun.Başrol kızımız akıllı, neşeli ve çocuksu yönleriyle dikkat çeken (ayrıca kitap okumayı da seviyordu ki bu da onu sevmemi sağlayan en önemli özelliklerden biriydi) biricik Anna McDougall dı. Ve fedekar bir kız olmasının yanında kafasının zehir gibi çalışması, sezgilerinin de gayet iyi çalışması, aklından geçeni hiç tereddüt etmeden pat diye söylemesi gayet eğlenceli olaylara sebep oldu bence. Arthur, onu ne kadar kendinden uzaklaştırmaya çalışsada ona inadına yapışması beni baya güldürdü.Bir de kitaba katılan cici bir karakter de Arthur un peşinden ayrılmayan, ona Anna gibi hayranlık duyan Anna nın kurtadığı Yaver adlı köpek. Baya olay yaratan bu köpek de ödüllük karakterlerdendi bence.

Kitap Tanıtım/Yorum Kitap Tanıtım/Yorum Kitap Tanıtım/Yorum Kitap Tanıtım/Yorum Seri Tanıtım Kitap Tanıtım/Yorum

Hayalperestin İlgili Yazıları :

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...